



İnsan arıyorum, insan.
İnsanlıktan nasibini almış.
Oturmasını kalkmasını bilen,
Ettiği kelamı iki kere tartan.
İnsan arıyorum, insan.
Yardımını esirgemeyen
Değmeyen yılan bin yaşasıncı değil.
Yeri geldimi, gözünü budaktan sakınmayan.
Daha »




Sağolsunlar saatleri iki ileri bi geri alıp duruyorlar ya. Sağolsun bizim bilgisayar 2 saat geri almış saati. Artık nasıl becerdiyse. Ben de bakıyorum saat 12′ye çeyrek var. Gideyim son otobüse yetişeyim dedim. Tabi durağa varınca bende şefek attı. Neyse bu gün de büroda sabahlıca artık.
Zokam böyle uygulamaya. Rahat bırakın lan şu saatleri. Zaten bi saatimi çaldınız hayatımdan yine..




Uyuz oluyor bu uygulamaya.. İki ileri bi geri.. Bi rahat bırakın bi şu saatleri be..




Alaca karanlık, yelkenimin akı yansımış dalgalara. Bulutlar geçit verir mi bilmem gökadadaki gelinin ve onun milyonlarca nedimesinin pırıltısına. Hafif poyraz umut vadediyor ama, belli de olmaz azgın bir Lodos’a yakalanmamız an meslesidir. Ara ara gösterse de yüzünü gökyüzündeki tül perdenin ardından yinde de doyamadım gül yüzünü görmeğe. Ne olurdu bu gece akisin çarpsa yine dalgaların üzerine, seyretsem o mistik göbek dansını bu atlas çarşafın yüzünde. Heyhat, kader bu ya. Sen ve nedimelerin görünmedi belki hala ufukta, ama unutma senin kalıntıların faz ettiğim minik yaratıklar raks ediyor şu an teknemin etrafında. Böyle düşledim hep. Sen olmasan da yakamozlar senin yokluğunda avuntum oldu. Onların, senin bir parçan olduğu mitine inandım, inanmaya da devam ediyorum.




Sanki depreşik ruh hali manifestosuna imza atmışım. Nedendir bilinmez, yine köhnelere dalmışım. Yer altı mağaralarının bilinmez labirentleri gibi yine beynim, başım. Gider dururum derinlere döne döne de yine de aradığım taşı bulamam içimdeki gediğe uygun. Şimdi düşünüyorum da, bir kere olsun kafamı kaldırıp bakmadım tavandaki sakıtlara. Hiç aklıma gelmedi bile oradaki sarkıtlardan birisi doldurur belki bu gediği diye. Kimbilir kaçıncı taştı bu gözümden kaçtı, kimbilir kaç taş bulamadı yerini, içimdeki gediği.




Virtual Box adlı güzide programımızın marifetleri gayet iyi ancak en büyük sorunu USB cihazları otomatik olarak tanımaması. Her yeni programda olduğu gibi bu programda da USB cihazlarımızı misafir işletim sistemi diye tabir ettiğimiz, sanal makinaya kurduğumuz işletim sistemimize tanıtabilmek için bazı taklalar atmamaız gerekecek
Aşağıdaki adımları izleyerek taklalarımızı atmaya başlayabiliriz.


Menü Yükleniyor ...
Kategoriler
Etiket Bulutları
Blog RSS
Yorum RSS

Boş « Varsayılan
Yaşam
Yeryüzü
Rüzgar
Su
Ateş
Işık 