Windows XP… Hala kullanılan bir işletim sistemi… Ve hala çeşitli saçma sorunları ile canımızdan bezdirmeye devam ediyor.

Bilgisayarda sorun var ve yedek almam gerekmekte. Tabi yedeklemem dosyalar içerisinde gizli olanları da mevcut. Bu yüzden dosya yöneticisinde “Araçlar/Klasör Seçenekleri/Görünüm” bölümündeki “Gizli dosya ve klasörlerini göster” seçeneğinin işaretlenmesine rağmen, dosyaların görünür olmaması ve hatta aynı ayarı gözden geçirdiğinizde “Gizli dosya ve klasörleri gösterme” seçeneğine geri dönmüş olması gibi saçma bir sorun vardı başımda. E haliyle yedek alamıyordum…

Bunun üzerine internette ufak bir araştırma ile registry ayarlarından dosyaları nasıl görünür hale getirebileceğimi öğrendim. Bunun için:

Başlat > Çalıştır > REGEDIT çalıştırılır.
Regedit içinden “HKEY_CURRENT_USER/SOFTWARE/Microsoft/Windows/CurrentVersion/Explorer/Advanced” anahtarına gidilir.
Sağ tarafta listelenen”Hidden”  anahtarının değeri 1 yapılır.

Artık gizli dosyalar görünür haldedir.

Her bir kişi bütünden sorumludur ve birinin özgürlüğünün başladığı yerde diğerininki biter. (Jean-Paul SARTRE)

Bir ilişki “Sen” “Ben” diye başlar ve “Biz”e doğru yol alır. Eğer ilişki de “Biz” yerine “Sen” “Ben” ön plana çıkıyorsa bir şeyler yanlış gidiyor demektir. Mevzu “Sen” “Ben”e dönünce çıkar çatışmaları da başlar. Çıkar çatışmaları ise güvensizliği getirir.

“Biz” kelimesinde ise ne güvensizliğe ne de çıkar çatışmalarına yer yoktur. Eğer “Biz” bütününden sorumluysa bir insan, buna göre hareket etmelidir. Aksi takdirde “Biz” müessesi parçalanmaya mahkumdur. Bunu korumak için insan kendinden feragat etmelidir. Birşeylerden ödün vermek kolay bir iş değildir. ancak ikili ilişkilerde “Biz” müessesi kişiler için çok kıymetliyse, “Biz”i oluşturan her bir birey içi “ödün vermek” daha kolay olur/olmalıdır.

Devam edecek…

.

Kendi hayatım yeterince yıpratıcı değilmiş gibi artık Facebook’tan da usandım bıktım.

Bazı şeyler özelde kalmalı, iki kişi arasında. Her şeyi anında kısa cümlelerle başkalarına hissettirmek zorunda değiliz. Bildirmeyeni asmıyorlar.

Ya da yapılan herşeyi oradan yayınlamak zorunda da değiliz.

Eskiden (tekil bir hayat sürerken) eğlenceli geliyordu. Ya da birilerinden yardım dilenme ihtiyacı hissedebiliyordum. Ama artık hayatım değişti. Artık tekil bir hayat yaşamıyorum.

İki kişi arasında olan biten iki kişi arasında kalmalı. İki kişi arasındaki güzel olan şeyler bir yere kadar paylaşılabilir tabii ki (paylaşmak derken illa Facebooktan paylaşmak değil kastettiğim). Ailelerimizin, dostlarımızın mutlu olduğumuzu görmesi onları da mutlu edecektir . Ancak bir ilişkide kötü giden bir şeyler varsa (ki mükemmel ilişki yoktur illa sorunlar olur ve biter) bunu ulu orta yaşamamak lazım.

Hatta kimseye hissettirmemek gerek. Farz-ı misal belki farkında olmadan başkalarının ekmeğine yağ bile sürüyor olabiliriz. Belki paranoyakça bir yaklaşım ama hayatta neler oluyor neler.

Tamam bu paranoyakçaydı, ama yine de iki kişi arasındaki sorun ilişki bazında yine iki kişi arasında kalmalı. Ya da çok güvendiğin, canından aziz bildiğin kişiler ile dertleşmeli insan. Çünkü gerçek dostlar destek çıkar.

Diğerleri ne mi yapar, alay eder moralini daha da bozar. Hatta küçük bile düşürebilirler. Başıma gelmedi değil. Kendimi çok kötü hissettim.

Başkalarının ilişkime burnunu sokması hiç hoşuma gitmedi. O kişinin o an durumu anlayamadığı için dalga geçercesine bişeyler yazmış olması onun anlayışsız birisi olduğu anlamına gelmez ama karşı taraftan bakınca sanki küçümsermiş dalga geçermiş gibi görünebiliyor olaylar. Bu durum, eğer o kişi mantıklı düşünmeyen birisi ise karşısındaki kişiden soğumasına sebep olur, hatta saldırmasına bile sebep olabilir ki bu da gereksiz yere olay çıkmasına sebep olur son etapta.

Hayatımda istemediğim şeyler bunlar. Kısacası Facebook’u, belki o kadar soyutlama yanlısı değilim ama, hayatıma, daha doğrusu ilişkime bu kadar girmesinden de rahatsızım.

Biraz ağır başlılık….

Sonunda bitirdik askerliği ve başladık tekrar hayat kovalamacasına.

Döner dönmez ummadığım lekilde sıkıntılar yüzüme yüzüme çarpmaya başladı. İç sıkıntıları ve gerginlikler aldı yürüdü. Bakalım Askerde verdikleri sabır eğitimi işe yarıyor mu görelim. Hoş keza askere gitmeden önce daha sabırlı bir insandım. Artık eskisi kadar sabırlı olduğumu düşünmüyorum.

Can sıkıcı olaylar hayatta her zaman olmakta ama ben böyle dalavera böyle iki yüzlülük görmedim. Bana şöyle iyisin, böyle beraber çalışacağız, hemen işe başa diyen kişinin, birtakım benimle bağlantısı olmayan olaylardan dolayı artık benimle çalışamayacağını söylemesi üzerine iş arkadaşımın “İnsan hayatı bu kadar ucuz mu?” sorusuna “Evet” yanıtını verecek derecede iki yüzlüyse bir insan, oradan koşarak uzaklaşacaksın demektir arkadaş…

Bunu gayet net anladık.

Aç kalırım yine de iki yüzlülere prim vermem. İlerde daha neler der arkamdan böyle tipler allah bilir. Yüzüme konuşacak kadar bile cesaret yoktur bu tip insanlarda.

Yüzsüz….

© 2010 RecNes Suffusion WordPress theme by Sayontan Sinha