Dün akşam bahçede otururken birader hadi iki bira kap gel dedi. Ben sandaletlerimi giyerken içeri girdi para getirmek için. Sandaletleri giydim baktım birader içerde telefonla konuşuyor. Konuşmadan anladığım kadarıyla Kuzenle konuşuyormuş. Ama bu arada kıkır kıkır gülüyor. Bende meraklandım ne oldu acaba diye biraderin yanına vardım “noolmuş yahu!” dedim. Biraderde konuşmayı kesip “Dur bak Sencer seni istiyo…” diye kıkırdayarak telefou bana uzattı. - Devamını okumak için tıklayın »
Geçen gün Wordpress’i 2.5.1′e güncelleyeyim dedim ama güncelleme sonrası kendini şaştı. Allahtan veritabanını yedeklemiştim hem xml olarak hem de doğrudan mysql’den.
Eski sürüme geri döneyim dedim ama veritabanında sorun çıktı. Ona da geri dönemedim. Uğraştım ettim ama düzeltemedim. Sonunda yeni sürümü kurdum XML’den yazıları geri döndüm artık. Olan Forumdaki makalelere oldu. Bakalım biraz daha uğraşacağım kurtarmak için. Olmazsa da ko g.tüne rahvan gitsin.
Yeni bomba. Yeni dediysem muhtemelen eski albümlerdendir ama sanırım şu bir ay kulağımdan düşürmeyeceğim bir parça olacak. - Devamını okumak için tıklayın »
Elime alacağım dersleri az buçuk tahmin ediyordum ama hepsini birden elime almayı beklemiyordum. En azından Türkiye ekonomisi ile Vergi Hukukunu vermiş olmam lazımdı. Ne oldu da elimde patladı anlamış değilim. Ama en korktuğum İktisadi Kalkınma ve Büyüme ile Maliye Politikası derslerinden fire vermemiş olmam güzel.
Finansal ekonomiyi iki ay içinde yalayıp yutmam lazım. Şu an en tehlikede olan dersim o. Ve artık beni en korkutan dersim de o Geçecek kadar not alsam kafidir fakat fazlasına da hayır demem tabi Bir de zorlarsa İktisat Tarihi zorlar beni biraz. Tarihten pek hazzetmiyorum sonuçta. Paso isim ve rakam ezberi.
Yok hacı gidip doğum günümü değiştirtecem. Ha bire 13. Cuma’ya denk geliyo. Arada başka günlere denk geldiği oluyo ama iyice kıllanmaya başladım artık.
O değil ileride başıma bişey gelecek bu gün diye tırsmıyo da değilim. Ne bileyim belki Jason gelir beni doğrar moğrar.
Ya da ben sıyırır Jason olur, onu bunu doğrarım. (Potansiyel de yok değil hani )
Doğduğum tarihte hayır yok bi kere. Lan sen kalk 13 gibi bi rakamda doğ. Dangalaklık o zamandan başlamış zaten. O zaman bu zaman belimi doğrulatamadım. Acaip şanssız bi kişilik oldum lan. Bazen kendimi vardır bi hikmeti laflarıyla kandırmaya çalışıyom ama yok hacı an ve sene itibariyle kıl oldum iyice bu 13 muhabbetine.
Bu sene bahçedeki ağacın maşallahı var. Yıkılıyo….
Yalnız dut dediğin bizim dut gibi olmadı mı, hiç o duta dut diyesim gelmiyor.
Cinsi karadut. Ama genel kanının aksine tam anlamıyla beyazdan direk siyaha dönen dutlardan değil. O tip dutlar zaten ot gibi oluyor. Ya da kuru oluyor.
Halbuki kara dut dediğin aşama aşama kararır, yeşilden başlar büyüdükçe beyazlaşır, sonra turuncu ardından pembeye döner. Sonra kırmızı tonlarından koylaşmaya be iyice sulanmaya başlar. Öyle ki mordan siyaha çalar hale geldiği vakit öyle sulu olur ki dokunduğun an elini boyar.
İşte dut dediğin böyle olur. Diğer dutlar gözümde tırttır.
Hastasıyım uzaktan komandonun. Sene dokuzyüz83. Bizimkiler niyet etmiş renkli televizyon almaya. Uzaktan komandolu hemide, düşün o zaman uzaktan kumandalı tv alınacak hemi de renkli. Karaşimşeği renkli izleyebilecem, akıllara zarar bi durum. O zaman peder para yetmicek diye uzaktan kumandalı tv almaktan vazgeçiyordu ki, benim ısrarım ve elime geçen üç beş kuruşun bir fark yaratacağını sanıp uzaktan kumandanın parası benden edasıyla eline sıkıştırılan TL’nin duygusal fişeklemesiyle sonunda Orjinal japon Sony marka TV alındı o zaman. 30 kanal kapasitesi vardı ki daha tek kanal yayın vardı sadece.
O zamandan teknolojinin manyağı olacağım belliymiş. Teknoloji = rahatlık olayını yalamış yutmuşum ta o zaman.
Bu hatun omzumun üstünden, gelsin, herhangi bir isteğini kulağıma fısıldasın. Katil bile olurum şerefsizim. Yok böyle bir ses (inceden teknoloji sağolsun tabi). Bu hatun bana sadece söyleyerek istediğini yaptırır vallaha.