Evet, doğru. Ben de bu muhteşem cihazlardan birine sahibim. Gerçi önceki sahibi baya bir hor kullanmış anlaşılan. Elime geldiğinde baya bir harab haldeydi. Baya bir iç/dış temizlikten sonra adam benzedi. Şu an gayet iyi çalışıyor. Ancak ufak tefek birkaç sorunu var. Buna rağmen muhteşem sesler veriyor.
Gerçi cihaz elime ilk geçtiğinde nasıl ses çıkartacağımı bir türlü bulamamıştım. Kullanımı baya zahmetli. Bir kere bir sesi bulduğunuzda ayarlarını değiştirdiğiniz zaman imkanı yok eski sesi bulmanız mümkün değil. Deli gibi fotoğrafik hafızaya yada en azından bir fotoğraf makinasına ve çıkan sesleri isimlendirmek için iyi bir hayal gücüne ihtiyacınız var bu cihazı kullanırken.
Bu cühazı kullanabilmek için ilk zamanlar internette deli gibi dökümantasyon aramıştım ama elime hiçbirşey geçmemişti. O yüzden cihazdan deneme yanılma ile ses çıkartmaya çalışmaya devam ettim bir müddet. Tabi bir sonuca ulaşılamadığı için can sıkıcı bir hal almaya başlayınca toz almayacak bir şekilde sarmalayıp kaldırmıştım. Sonraları yeni bir denememde güç bela PDF formatında bir dökümantasyon buldum. Ve sonunda ses çıkmartmayı başarmıştım. Onun haricinde cihazın çalışma mantığını da kavradım sayılır o dökümantasyon sayesinde. Resmen can kurtaran olmuştu.
Şimdi bakıyorum da tomarla site var bu synthesizer için. Modifiye edenler bile var cihazı. Şaka gibi
Yukarıdaki cümlenin anlamını çeşitli şekilde bilenler bilirler. O bildikleri kalıpların dışında asıl anlatmak istediğinin ne olduğunu da görüyoruz son zamanlarda.
Birkaç şehirde birden neden teröre lanet okumak için ölen ve kaçırılan askerlerin hesabını sormak için toplanılan gün neden ortalıkta bu kadar çok ”Ceddin deden, Neslin baban” seslerini ve tekbir seslerini duyduk? Neden o bilinçsiz ideolojilerini işin içine karıştırıyor bu bir takım insanlar, ne istiyorlar aklıfakir halkımın fakir aklını alarak.
Bu yapılan temelde sizinle aynı görüşte olan bir sürü insana yapılmış bir terbiyesizlik değil midir? Nedir bu? Gösteriş merakınız nerede son bulacakta hakikaten işe yarar ve akla mantığa uygun bir örgüt haline gelecekler bu başımızdakiler?
Bu gün başıma gelen bi olaydan saatler sonra hala o olayı irdelerken buldum kendimi. Ama baktığım nokta aslında bir çok açıdan bakılmış ve bir çıkılmaza girilmiş haldeyken. O an notebook’ta elimin altında iken, aklımda birden bire çınlamaya başlayan bu soruya acaba bir cevap bulunmuş mudur diye bi soryaım dedim (hani bulacağımdan da değil ama), daha çok insanlar bu soruyu hangi haller için sormuş ve ne cevaplar bulmuş diye merak ettim. Kim bilir belki de aradığım cevabı bulmuş ama hala farkında olmayan birisi vardır da ben onun o cevabına tomarla farklı anlamlar ve bakış açılarını rastgele atayarak cevabı “kendimi şanslı hissediyorum” tuşuna bastığım an bulabilecek kadar şanslıyımdır.
Buyrun siz de kendi “EE! Ne olacak Şimdi?”nizi sorun :
Bu sırada amerike : Lafta soykırım tasarısı kabul edildi. Busht ise Irak’a girmeyin fena olur diyor.
Görünen : Gelecek bir kaç sene hiç iyi olmayacak gibi. Hatta Borsa tepetaklak olup dolar tavanlardan tavan beğenecek gibi. Ekonomi göçer sanırım. Daha ne olsun. Tanrı sonumuzu hayr eylesin.
İlk defa Rock-A‘da canlı performanslarıyla tanıdığım bir punk rock grubu, Deli. Kendi parçaları ile sahne almışlardı ve beni de benden almışlardı sahne performanslarıyla. Ayrıca birkaç cover bile söylemişlerdi ama ne coverlar. Bu kadar mı güzel yeniden yorumlanır parçalar. Sahnede oldukları süre içinde hızlarından hiç bişey kaybetmediler. Her parçaları bizleri coşturdu da coşturdu. O kumsalda öyle bir tepinildi ki göz gözü görmedi. Kesinlikle o gün, ilk izlediğim sahenlerindeki performansları mükemmeldi.
Daha sonra BarışaRock‘ta sahne almışlar, ve Youtube’dan izlediğim kadarıyla hiç o etkiyi verememişler. Rock-A’daki performanslarını bir daha görebilecek miyim bilmiyorum? Umarım görebilirim. - Devamını okumak için tıklayın »
Horoz Lojistik’in 1 Haziran - 15 Ağustos arasında düzenlediği “Kamyon Arkası Yazıları Yarışması” sonuçlanmış. Yarışmaya 5 bin 750 kişi katılmış. Yarışma sonuçları ise şöyle :
Kamyon Çeker 10-20 ton, Gönlüm Çeker Paris Hilton (Serkan Demirel, İstanbul)
Hayatımı Yazsam, Duble Yol Olur…(Ersan Deveci, İstanbul)
Araman İçin İlla Hata Mı Yapmam Gerekir? (Tuna Karslı, İstanbul)
Dosyayı yapmış olduğum bazı çeviri hatalarından ve yazım yanlışlarından arındırdım. Böylelikle forumun yönetim panelindeki bazı anlaşılmayan yerler düzeltilmiş oldu. İyi de oldu.
Filmin yönetmenliğini ve senaristlğini Gus Van Sant yapmış.2003,ABD yapımı ve 81 dakikalık bir film.Türü dram-gerilim.
Gus Van Sant’ın Cannes’da ödül alan ve birçok kesim tarafından eleştirilen filmi.Film Columbine Lisesi’n de yaşanan katliamdan esinlenerek çekilmiş. Ayrıca bu katliamı konu alan Zero Day adlı bir yapım daha var.Filmde amatör oyuncular var,herhangi bir yerde rol almamalarına rağmen doğallıklarıyla beni etkilediler.Film ilerledikçe bazı sahnelerin farklı açılardan tekrarlandığını görüyorsunuz.İki lise öğrencisinin sıradan bir günü nasıl vahşete dönüştürdükleri konu edilmiş.Tabi kısa kısa öğrenciler tanıtılmış bu iki isim dışında.Gus Van Sant’ın kısa filimlerin homoseksüellik,lezbiyenli k vardır,bu filmde de homoseksüellik bir kaç sahnede gözümüze çarpıyor ki iki öğrencinin yaptıkları katliamdan sonra duşta öpüşmeleri konuşulan sahnelerden biriydi.
Bana göre zor bir film,izleyenler eğer tekrarlardan hoşlanmıyorlarsa muhtemel ilk on dakikada uyuyabilirler.Bence izlenesi bir film.
Oyuncular :Björk, Catherine Deneuve, David Morse, Peter Stormare, Udo Kier
Filmin Türü :Müzikal, Drama
Orijinal Adı : Dancer in The Dark
Filmin Süresi : 139 dakika
Yapım Yılı :2000 - Devamını okumak için tıklayın »