Yemen’e varalı daha birkaç dakika olmuştu ki, yanağında devasa bir şişkinlik olan bir adam gördüm.
Şişkinlik öyle kocamandı ki, neredeyse kendi kalp atışları vardı.
Aile terbiyem, bakışlarımı bu talihsiz adamın yüzüne dikmememi gerektirse de, (içimde hafif bir suçluluk duygusuyla), dönüp dönüp bakmaktan alamıyordum kendimi.
“Ne kötü bir hastalık” diye düşündüm, “Ama herkesin benim gibi gözünü dikip bakmaması da ne iyi!”
Şişliğin bir tümör olup olmadığını merak ettim. Ya da belki de bir tür tiroid hastalığıydı.
Kabalık ettiğimi düşünmelerini istemesem de, rehberim Ahmet’e (yavaşça) bu adamın hasta olup olmadığını sordum.
Ahmet, kayıtsızca dönüp baktı ve “Amma aptalsın” der gibi güldü.
“Hah! Gat o, gat!” dedi.
Continue reading »


Cik! Cik! Cik! Cik! Cik! Cik! Cik! Cik! Cik!
Yeni Yumurtlananlar