<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>RecNes &#187; Yazılarım</title>
	<atom:link href="http://www.recnes.com/tag/yazilarim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.recnes.com</link>
	<description>http://www.recnes.com</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jul 2010 20:41:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
		<item>
		<title>Gayrimeşru Can Sıkıntılarım. Sahne-2 (Balıkçının Gelini)</title>
		<link>http://www.recnes.com/gayrimesru-can-sikintilarim-sahne-2-balikcinin-gelini/</link>
		<comments>http://www.recnes.com/gayrimesru-can-sikintilarim-sahne-2-balikcinin-gelini/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Mar 2007 19:00:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>RecNes</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.recnes.com/wp/?p=38</guid>
		<description><![CDATA[Alaca karanlık, yelkenimin akı yansımış dalgalara. Bulutlar geçit verir mi bilmem gökadadaki gelinin ve onun milyonlarca nedimesinin pırıltısına. Hafif poyraz umut vadediyor ama, belli de olmaz azgın bir Lodos&#8217;a yakalanmamız an meslesidir. Ara ara gösterse de yüzünü gökyüzündeki tül perdenin ardından yinde de doyamadım gül yüzünü görmeğe. Ne olurdu bu gece akisin çarpsa yine dalgaların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Alaca karanlık, yelkenimin akı yansımış dalgalara. Bulutlar geçit verir mi bilmem gökadadaki gelinin ve onun milyonlarca nedimesinin pırıltısına. Hafif poyraz umut vadediyor ama, belli de olmaz azgın bir Lodos&#8217;a yakalanmamız an meslesidir. Ara ara gösterse de yüzünü gökyüzündeki tül perdenin ardından yinde de doyamadım gül yüzünü görmeğe. Ne olurdu bu gece akisin çarpsa yine dalgaların üzerine, seyretsem o mistik göbek dansını bu atlas çarşafın yüzünde. Heyhat, kader bu ya. Sen ve nedimelerin görünmedi belki hala ufukta, ama unutma senin kalıntıların faz ettiğim minik yaratıklar raks ediyor şu an teknemin etrafında. Böyle düşledim hep. Sen olmasan da yakamozlar senin yokluğunda avuntum oldu. Onların, senin bir parçan olduğu mitine inandım, inanmaya da devam ediyorum.</p>
<p><span id="more-33"></span>Şişemde şarabım, parmağımda misinam. Çoktan boşvermişim çıpamın halatını. Hafif poyrazımla dost cenovam, yoldaş olmuşlarda alargaya çıkarız usul usul. Ninni gibi gelmiş açıkların hışırtısı, ne de güzel sızmışım dalgaların salladığı tek kanatlı beşiğimde. Gözlerim kapalı, dimağım sarhoş. Hülyalara salmışım varlığımı.</p>
<p>Denizin haylaz çocuklarıdır dalgalar, bir oradalar bir burada. Hiç durmaz mı yerinde bu gavurlar. Varsın durmasınlar, oynaşsınlar etrafımda, neşe içinde söylesinler şarkılarını hepbir ağızdan ne çıkar. Onlar ki benim yarenimdir bu yalın yolculuğumda. Ben sana hasret, sen saklanmaya devam et ey gelin tül perdelerin ardında.</p>
<p>Gelir yalar bu haylazlardan birisi yanağımı, açarım gözlerimi. Bir de ne göreyim. Poyraz bana küsmüş, cenovam bayılmış. Bana ne.. Çünkü sen geldin. Sonunda açtın perdeyi gösterdin yüzünü. Varsın yelkenim suya insin. Ben sana kavuştum ya daha neyleyim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.recnes.com/gayrimesru-can-sikintilarim-sahne-2-balikcinin-gelini/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gayrimeşru Can Sıkıntılarım. Sahne-1</title>
		<link>http://www.recnes.com/gayrimesru-can-sikintilarim-sahne-1/</link>
		<comments>http://www.recnes.com/gayrimesru-can-sikintilarim-sahne-1/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Mar 2007 18:58:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>RecNes</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.recnes.com/wp/?p=37</guid>
		<description><![CDATA[Sanki depreşik ruh hali manifestosuna imza atmışım. Nedendir bilinmez, yine köhnelere dalmışım. Yer altı mağaralarının bilinmez labirentleri gibi yine beynim, başım. Gider dururum derinlere döne döne de yine de aradığım taşı bulamam içimdeki gediğe uygun. Şimdi düşünüyorum da, bir kere olsun kafamı kaldırıp bakmadım tavandaki sakıtlara. Hiç aklıma gelmedi bile oradaki sarkıtlardan birisi doldurur belki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sanki depreşik ruh hali manifestosuna imza atmışım. Nedendir bilinmez, yine köhnelere dalmışım. Yer altı mağaralarının bilinmez labirentleri gibi yine beynim, başım. Gider dururum derinlere döne döne de yine de aradığım taşı bulamam içimdeki gediğe uygun. Şimdi düşünüyorum da, bir kere olsun kafamı kaldırıp bakmadım tavandaki sakıtlara. Hiç aklıma gelmedi bile oradaki sarkıtlardan birisi doldurur belki bu gediği diye. Kimbilir kaçıncı taştı bu gözümden kaçtı, kimbilir kaç taş bulamadı yerini, içimdeki gediği.</p>
<p><span id="more-32"></span>Elimde sönmemek için direnen bir mum, gölgem kaybolmuş ayaklarımın altında. Yol çıkmaz gibi gelsede bana, hala devam eder önümde. İncecik akan, ha kurudu ha kuruyacak diye baktığım dere gibi, bir türlü sonu gelmez yolun. Bense, derenin kuruduğu yerde başlaycak yemyeşil vadiler, gökyüzünün mavi olduğu ovalar ve hatta belki de dünyada bile eşi benzeri olmayan güzellikte mekanlar bulacağımı ümit ederim.Biliyorum o dar, o karanlık koridor elimdeki sönmemek için direnen mum söndüğü anda bitecek. O an bulacağım içi tertemiz hava dolu, ucunda pırıltıların oynaştığı pasajı. Hafif bir meltem çarpacak yüzüme pasaja adımı attığım an. Adım attıkça yeşerecek pasajın duvarları. Hayal bile edemeyeceğiniz güzellikte envai çeşit loş ve nem seven rengarenk bitkiler kaplayacak duvarları her adımda. Pasajın sonu geldiğinde ise dışarıdaki parlak ışık gözümü alacak. Belki bir dakika duraksayacağım gözlerimi kırpıştıra kırpıştıra, yoğun ışıltıya alışmak için.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.recnes.com/gayrimesru-can-sikintilarim-sahne-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayatın Tadı</title>
		<link>http://www.recnes.com/yazilar-hayatin-tadi/</link>
		<comments>http://www.recnes.com/yazilar-hayatin-tadi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Sep 2002 18:48:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>RecNes</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.recnes.com/wp/?p=35</guid>
		<description><![CDATA[Önemli uyarı : - Midesi hassas olanlar lütfen bu yazıyı okumasın. - İlle de okuyacağım diyorsanız kusmuk torbalarınızı hazırda bulundurunuz. Hayatın tadı Acı ve de tatlı, nasıl ikisini birden tattığımız halde yine de güzel olabiliyor hayat! Enteresan bir durum. Herhangi bir yemeğe hem tatlıyı hem acıyı aynı anda karıştırırsanız ne olur, tabi ki yemek yenmeyecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Önemli uyarı :<br />
- Midesi hassas olanlar lütfen bu yazıyı okumasın.<br />
- İlle de okuyacağım diyorsanız kusmuk torbalarınızı hazırda bulundurunuz.</p>
<p><span id="more-8"></span></p>
<p>Hayatın tadı</p>
<p>Acı ve de tatlı, nasıl ikisini birden tattığımız halde yine de güzel olabiliyor hayat! Enteresan bir durum. Herhangi bir yemeğe hem tatlıyı hem acıyı aynı anda karıştırırsanız ne olur, tabi ki yemek yenmeyecek bir hal alır, hatta hata yapıpta tatmaya kalkarsanız eminim çok zor bir durumda kalırsınız. Tuvalete yetişmek için baya bir atik davranırsınız o an. Gözleriniz yuvalarından fırlayacak gibi olur. Mideniz alt üst, beyniniz tabiri caizse tavana vurur.</p>
<p>Halbu ki, yemeğin bir sıralaması vardır. Damak zevki dediğimiz bir durumun doğurduğu bir zincirdir bu. Gerçi yöreden yöreye değişie bu durum da yok değil bazı (bize göre normal olmayan bir durum bu, o yüzden=>>) anormal insanlar önden tatlıyı götürüp ardından acılıyı gövdeye indirmek gibi bir sıralama güdebiliyor da. Gelgelelim (bize göre normal olarak tabir edilen durumlar=>>) bizim gibi normal insanların akşam yemeğindeki sırlaması genelde şöyledir :</p>
<p>- Çorba:<br />
Mideyi yuymuşatmak ve iştah açmak için</p>
<p>- Ana yemek :<br />
Evet lezzetli bir yemek dileyen acısız da yiyebilir, gerçi benim bulunduğum koşullar (bilen bilir) altında acısız bişey yemek gibi bir lüksüm malesef pek yok o yüzden geleceğimden korkarım</p>
<p>- Salata :<br />
Ana yemekle beraber yenebilecek envai çeşit ot karışımlarından oluşan şeyler diyebiliriz. Buna kare bulmacalarda daha çok yardımcı yemek sorusuna cevap olarak karşılaşırız.</p>
<p>- Tatlı :<br />
Veeee yemeğin en eğlenceli kısmı, dileyenler tatlı mevhumunu meyva kullanarak da geçiştirebilir -ki ben o cinstenimdir-</p>
<p>Biliyorum, biliyorum.. Ne saçmalıyor bu adam demeye başladınız. Hatta şimdi gece gece size bunları neden anlatıyorum diye sorgulamaya bile başlayacaksınız. Durmayın sorgulayın fakat yazının gerisini de okumayı unutmayın, böylece nereye varmaya çalıtığımı (ve henüz bir yere varamadığımı da) göreceksiniz.</p>
<p>Hayat denen bu akşam yemeğinde ise işler hiç te bizim standartlarımızda gitmez. Her zaman karman çorman tatlar vardır hayatımızın göbeğinde.</p>
<p>Şimdi bir de bu akşam yemeğini irdeleyelim bakalım neler çıkacak karşımıza.</p>
<p>Bir yemek düşünün, masanın üzeri donatılmış. Şahane bir kase çorba (tercihi size bırakıyorum genelde birinin sevdiğini bir başkası sevmez) önünüzde duruyor. hemen sol üst tarafında envai çeşit baharat (acı da dahil). Bu baharatların her birinden bir tatlı kaşığının yarısı kadar çorbanın içine boca ettiniz ve karıştırdınız diyelim hemen baharatların yanında duran dövümüş sarmısak ve biraz da limonu ilave ettiniz mi? Güzeeeel.</p>
<p>Şimdi Çorbayı hemen önünüzden kaldırın ve ana yemegi önünüze alın. Kaldırın bakalım kapağın altından ne çıkacak (Ben şu an için güveçte &#8220;türlü&#8221; hayal ediyorum). Nasıl süper kokuyor değilmi, bulyonu biraz fazla kaçmış ama olsun. Hayırdır? İştahınız kabarmış gibi bir haliniz var, amman sakın çala kaşık dalmayın daha anlatacaklarım bitmedi.</p>
<p>Şimdi az önce garip bir kıvam almış ama daha tadını bile bilemdiğimiz çorbamıza dönelim. Hemmen çorbayı yemeğin üzerine boca edin ve karıştırın. Biliyorum, mideniz kalkmaya başladı, değil mi? Daha yeni başlıyoruz.</p>
<p>Önünüzdeki bir kaç çeşit salatayı da birbirine karıştırın, mesela ton balıklı mevsim salata, haşlanmış ekşili pancar, kuşkonmaz, üzerine bol miktarda hardal+mayonez veee çılbır (bilmeyenler için açıklama: Çılbır yoğurt ve lop yumurta ile yapılan içine taze nane, zeytinyağı ve sarmısak konulan bir çeşit salata)</p>
<p>Evet geldik son adıma: Öünümüzde duran bu ucubik çorba+anayemek karışımını, atbaşı nebulasından gelen uzaylı görünümündeki salatamız ile karıştırıp üzerinde de bir miktar bülbül yuvası, badem ezmesi, karışık dondurma, höşmerim (bir çeşit peynirli tatlı) vs.yi boca ediniz.</p>
<p>En zor kısıma geldik. bir kaşık alın bakalım neler olacak.</p>
<p>Aslında hiçde zor olan bir şey yok. Bu hayatın kendisi ve biz bunu hergün 24 saat boyunca çalakaşık tüketiyoruz.</p>
<p>Şimdi&#8230; Vardığım nokta şu: Bu yemek çok iğrenç bir görünüme ve tada sahip fakat bu yemeği her yiyişimizde gözlerimizde yaş fakat suratımızda bir gülümseme oluyor.</p>
<p>Varamadığım nokta da şu: Neden bu yemeği hergün yediğimiz halde suratımızdaki o anlamsız ifadeye rağmen her gün farklı bir tad algılıyoruz? Kaçırdığımız şey ne?<br />
Ya da bu iş mutfaktaki muhterem zaatın bize oynadığı bir oyundan mı ibaret?</p>
<p>Afiyet olsun.</p>
<p>Yazarın notu : Yukarıdaki tarifleri sakın evde denemeyin. Sorumluluk kabul etmem.</p>
<p>02/09/2002 &#8211; 20:48<br />
Recnes</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.recnes.com/yazilar-hayatin-tadi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bomboş</title>
		<link>http://www.recnes.com/yazilar-bombos/</link>
		<comments>http://www.recnes.com/yazilar-bombos/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Jul 2002 22:30:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>RecNes</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.recnes.com/wp/?p=34</guid>
		<description><![CDATA[Geldi hasat zamanı Tarlalarıma ekilmiş Acı tohumlardan yeşermiş Hüzün başaklarının. Varıyorum kuşluk vakti Tarlamın başına, Bir elimde orak, Bir elimde masat Bileyip duruyorum Aslında kendi kendimi. Bakıyorum şöyle bir, Aslında bomboş tarladaki &#8220;Yemyeşil Umutlarım&#8221;a, Sallamaya başlıyorum Elimdeki orağı yine, Aslında bomboş tarladaki &#8220;Kurumuş Umutlarım&#8221;a. Her orak darbesiyle Yıkılıyorlar tek tek. Ve ben çatlak çatlak, Ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geldi hasat zamanı<br />
Tarlalarıma ekilmiş<br />
Acı tohumlardan yeşermiş<br />
Hüzün başaklarının.<br />
Varıyorum kuşluk vakti<br />
Tarlamın başına,<br />
Bir elimde orak,<br />
Bir elimde masat<br />
Bileyip duruyorum<br />
Aslında kendi kendimi.<br />
<span id="more-7"></span>  Bakıyorum şöyle bir,<br />
Aslında bomboş tarladaki<br />
&#8220;Yemyeşil Umutlarım&#8221;a,<br />
Sallamaya başlıyorum<br />
Elimdeki orağı yine,<br />
Aslında bomboş tarladaki<br />
&#8220;Kurumuş Umutlarım&#8221;a.<br />
Her orak darbesiyle<br />
Yıkılıyorlar tek tek.<br />
Ve ben çatlak çatlak,<br />
Ve ben &#8220;Su&#8221;ya yanan<br />
Kendimi, toprağı,<br />
Derinliklerimde bir yerlerde<br />
Akan suya ulaşamamış<br />
Köklerimi seyrediyorum<br />
Kopan her tel başağın ardından.</p>
<p>Güneş tepeme dikilmiş<br />
Ensemi yakıyor.<br />
Aslında bomboş arazideki<br />
Tek ağacın altına<br />
Sokuluyorum usulca.<br />
Ama güneş yakmaya devam ediyor,<br />
Çünkü,<br />
Aslında bomboş tarladaki<br />
Olmayan &#8220;Ulu Çınar&#8221; o.<br />
Açıyorum çıkınımı<br />
Aslında bomboş tarladaki<br />
Olmayan &#8220;Ulu Çınar&#8221;ın altında .<br />
Bir elimde somun,<br />
Koparıyorum insafsızca&#8230;<br />
Soğanın cücüğü ve biraz da tuz.<br />
Bütün &#8220;Gün&#8221;ümü geçirdiğim<br />
Yegane &#8220;Öğün&#8221;üm.<br />
Siliyorum ağzımı koluma.</p>
<p>Giderek susadığımı hissetmeye başlıyorum.<br />
Susuzluk ciğerlerimi kavuruyor<br />
Aslında bomboş tarladaki<br />
&#8220;Derince Kuyu&#8221;nun<br />
başına vardığımda.<br />
Salıyorum urganın ucuna bağlı tahta kovayı<br />
Aslında bomboş tarladaki<br />
&#8220;Derince Kuyu&#8221;nun dibine.<br />
Biraz sallayıp kovayı<br />
Asılıyorum urgana<br />
Susuzluğum<br />
Bir an önce dinsin artık diye.<br />
Kana kana içiyorum<br />
Aslında bomboş kuyudaki<br />
Buz gibi suyu.</p>
<p>Vakittir,<br />
Alıyorum yine elime orağımı,<br />
Aslında bomboş tarladaki<br />
&#8220;Saramış Geçmişim&#8221;e,<br />
Sallamaya başlıyorum bu sefer.<br />
Akşam çökerken yavaş yavaş<br />
Bende toparlanıyorum artık.<br />
Ve koyuluyorum kalbimdeki<br />
Aslında olmayan &#8220;Tarlamdan&#8221;<br />
Aslında olmayan &#8220;Evim&#8221;in yoluna.<br />
Varıyorum kendime,<br />
Yorgunluktan bitmiş bir vaziyette.</p>
<p>Gün ağarıpta<br />
Uyandığımda hepsinin<br />
Aslında bomboş kalbimdeki,<br />
Aslında bomboş acıların,<br />
Aslında bomboş hayalleri olduğunu farkediyorum.<br />
&#8230;&#8230;.<br />
Merhaba penceremden içeri süzülen güneş,<br />
Yeni bir hayat merhaba&#8230;</p>
<p>20/07/2002 00:30</p>
<p>RecNes</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.recnes.com/yazilar-bombos/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
