• Tribal

    Isiklar sondurulmustur. Odayi aydinlatan sadece, Winamp’in tam ekran haline getirilmis, acaip sekillere burunen ve durmadan degisen gorsel eklentisinin renkli isigidir. Kulaginda ise Pink Floyd en canli haliyle yankiilanmaktadir. Muzik sanki bir nevi ilahi gibidir, hafif ninniyle karisik. Oyle de matizsindir hani.

    Kafani kaldirmaya bile mecalin kalmamistir. Zaten kaldirmani gerektirecek bisey de yoktur. Cunku hersey gozunun onundedir. Oturdugun yerden hemen hemen tum odaya hakimsindir. Ya da o an kendini oyle hissedersin.

    Arkadaslarin gozunun onundedir. Hepsi ayrilmis, biri bir tarafa yayilmis biri diger tarafa uzanmis, sukunet icinde ekrana kilitenmislerdir. Gozleri ekranda olmasina ekrandadir da, kafalari kim bilir hangi dunyada gezer. Aslinda sen de farkli degilsindir. Muzigin verdigi rehavet ve sadece ekranin icinden odaya sacilan los renk cumbusu icinde kaybolmussundur. Kafan uzaklardadir ama gozunu kirpmadan ekrana bakarsin. Oyle bir dalmissindir ki o muzik ile beraber ahenkle dans eden renk cumbusune, o kadar odaklanmissindir ki, sanki yercekimsiz ortamda, yildizlarin arasinda isik hizinda seyahat ediyor gibisindir. Ama yine de isik hizi bile o kadar yavas gelir ki sana yildizlarin arasindan suzulerek geciyor hissiyati uyandirir sende. Bir an dusunursun lan neredeyim ben diye. Sonra ayarsin olaya, tabi yaaa uzayda dolasiyorum o nebula senin bu supernova benim. E arkadaslar nerede yahu?

    Seslenirsin onlara… Bilmem kac milyon isikyili oteden cevap verirler sana. Cevirir kafayi oraya bakarsin, amcalar suda tas kaydirir gibi uzay boslugunda yildiz kaydirmaca oynuyorlardir. Ellesmezsin, yanlarina cagirirlar gitmezsin. Yalniz basina mutlusundur cunku. O sukunet denizinde Sessiz sakin bir muzik kulagonda tinlarken hic hareket etmeden oturmakla yatmak arasinda bir pozisyonda havada asilisindir. O karanligin icinde parlayan yildizlarin arasinda kaybolmak kadar mutluluk veren birsey daha yoktur. Huzura ermek sanirim boyle birsey olsa gerek diye gecirirsin icinden.

    Sonra yerinden dogrulup paketi acar, usulca icinden bir sigara cikartip yakarsin ve dersin ki: Beyler yine fena kitledik ya hadi toplanin da iki lafin belini kiralim….

  • İnsan arıyorum, insan…

    İnsan arıyorum, insan.
    İnsanlıktan nasibini almış.
    Oturmasını kalkmasını bilen,
    Ettiği kelamı iki kere tartan.

    İnsan arıyorum, insan.
    Yardımını esirgemeyen
    Değmeyen yılan bin yaşasıncı değil.
    Yeri geldimi, gözünü budaktan sakınmayan.
    (daha&helliip;)

  • İki ileri bi geri derken…

    Sağolsunlar saatleri iki ileri bi geri alıp duruyorlar ya. Sağolsun bizim bilgisayar 2 saat geri almış saati. Artık nasıl becerdiyse. Ben de bakıyorum saat 12’ye çeyrek var. Gideyim son otobüse yetişeyim dedim. Tabi durağa varınca bende şefek attı. Neyse bu gün de büroda sabahlıca artık.

    Zokam böyle uygulamaya. Rahat bırakın lan şu saatleri. Zaten bi saatimi çaldınız hayatımdan yine..

  • Saatleri 1 saat geri aldık..

    Uyuz oluyor bu uygulamaya.. İki ileri bi geri.. Bi rahat bırakın bi şu saatleri be..

  • Gayrimeşru Can Sıkıntılarım. Sahne-2 (Balıkçının Gelini)

    Alaca karanlık, yelkenimin akı yansımış dalgalara. Bulutlar geçit verir mi bilmem gökadadaki gelinin ve onun milyonlarca nedimesinin pırıltısına. Hafif poyraz umut vadediyor ama, belli de olmaz azgın bir Lodos’a yakalanmamız an meslesidir. Ara ara gösterse de yüzünü gökyüzündeki tül perdenin ardından yinde de doyamadım gül yüzünü görmeğe. Ne olurdu bu gece akisin çarpsa yine dalgaların üzerine, seyretsem o mistik göbek dansını bu atlas çarşafın yüzünde. Heyhat, kader bu ya. Sen ve nedimelerin görünmedi belki hala ufukta, ama unutma senin kalıntıların faz ettiğim minik yaratıklar raks ediyor şu an teknemin etrafında. Böyle düşledim hep. Sen olmasan da yakamozlar senin yokluğunda avuntum oldu. Onların, senin bir parçan olduğu mitine inandım, inanmaya da devam ediyorum.

    (daha&helliip;)

  • Gayrimeşru Can Sıkıntılarım. Sahne-1

    Sanki depreşik ruh hali manifestosuna imza atmışım. Nedendir bilinmez, yine köhnelere dalmışım. Yer altı mağaralarının bilinmez labirentleri gibi yine beynim, başım. Gider dururum derinlere döne döne de yine de aradığım taşı bulamam içimdeki gediğe uygun. Şimdi düşünüyorum da, bir kere olsun kafamı kaldırıp bakmadım tavandaki sakıtlara. Hiç aklıma gelmedi bile oradaki sarkıtlardan birisi doldurur belki bu gediği diye. Kimbilir kaçıncı taştı bu gözümden kaçtı, kimbilir kaç taş bulamadı yerini, içimdeki gediği.

    (daha&helliip;)

  • VirtualBox’a USB Cihaz nasıl bağlanır.

    Virtual Box adlı güzide programımızın marifetleri gayet iyi ancak en büyük sorunu USB cihazları otomatik olarak tanımaması. Her yeni programda olduğu gibi bu programda da USB cihazlarımızı misafir işletim sistemi diye tabir ettiğimiz, sanal makinaya kurduğumuz işletim sistemimize tanıtabilmek için bazı taklalar atmamaız gerekecek 🙂

    Aşağıdaki adımları izleyerek taklalarımızı atmaya başlayabiliriz.

    (daha&helliip;)

  • Ubuntu’da konsol görünümü ile ilgili çözümler.

    Eğer konsola düştüğünüzde türkçe karakterleriniz düzgün görünmüyorsa ya da MC gibi ncurses kullanan arabirimleriniz bir acaip görünüyorsa aşağıdaki işlemleri yapmanız bu sorunları aşmanazı yarayacaktır.

    (daha&helliip;)

  • Envy ile Nvidia ve Ati ekran kartlarının tanıtımı çok kolay.

    Linux kurulumda ekra kartınız X tarafından otomatik olarak algılanır ama genelde X’in kendi driverları kullanıldığı için ekran kartınız pek performanslı çalışmaz.
    Ubuntu kullanıcıları için depolarında nvida-glx sürücüleri bulunmakta ancak bu sürücüler de sorun çıkartabiliyor. Mesela ben bu sürücüleri kurdum ama 3D oyunları açamıyordum. Çalıştırmaya kalktığımda hep hata veriyorlardır.

    Biraz araştırmadan sonra daha önce de nette karşılaştığım Envy çözümüne bi şans vereyim dedim.

    (daha&helliip;)

  • Klavyenizdeki multimedya tuşları Linux’ta atıl kalmasın.

    Eğer elinizde multimedya klavyeniz varsa ve üzerindeki multimedya tuşlarını kullanamıyorsanız işte size ilaç :

    KeyTouch2 : http://keytouch.sf.net/

    Bu programcık sayesinde elinizdeki multimedya kalvyenin tüm tuşlarını istediğiniz gibi ayarlayıp kullanabiliyorsunuz.

    Eğer sisteminize uygun paketi varsa kurulumu oldukça basite indirgemiş olursunuz. Ben Kubuntu kullanıyordum ve Ubuntu paketlerini görünce çok sevindim mesela. Eğer uygun paket yoksa derlemeniz gerekecek.

    KDE 3.5 ile kullanıyorum şu an sorunsuz çalışıyor.